İnsan bedeni kasları zorlayacak şekilde herhangi bir işle uğraştığında genel olarak spor yapılmış olur diyebiliriz. Bir oduncu, bir hamal, bir çiftçi bu duruma girer. Bunların dışında özel olarak bedenin çalıştırıldığı, kimilerin sağlık açısından, kimilerin amatör şekilde, kimilerin ise bir meslek olarak sürdürdüğü çeşitli spor dalları bulunmaktadır. Futbol, basketbol, vücut geliştirme, karate, boks, jimnastik bunlardan sadece bir kaçı… Bütün bu spor dalları kişiye zihnen ve bedenen farklı şekillerde fazlaca yararlar sağlar.
Şimdi şöyle bir soru sormak gerekir: “Her birinin belirli bir tarzı ve amacı olan, her birinin diğerlerinden farklı kas ve eklemleri daha fazla çalıştırdığı bu spor dalları, genel olarak sporcunun ahlâkına olumlu katkı sağlar mı?”
Bu soruyu sorma ihtiyacımızın sebebi, futbol başta olmak üzere, özellikle birçok mücadele spor dallarında meydana gelen şiddet durumları ile sporun insan ahlâkını olumlu yönde etkilediği yönündeki genel kabuldür. Bir yanda şiddet bir yanda da ahlâkla ilişkilendirilen sporun aynı yerde olması acaba bir çelişki ortaya çıkarmaz mı? Yoksa aslında sporun insana ahlâki değerleri kazandırmasına rağmen, bazı güçlü dış etkenler sebebiyle şiddet kaçınılmaz bir hâle mi gelmektedir? Bunun dışında bir sporcunun sigara ve alkol gibi sağlığa zararlı şeyler kullanması samimiyetsiz bir sporcu kişiliği sergilemez mi?
Bu konuyu işlerken öncelikle ahlâkın özelliğini bilmemiz gerekir. Bir bakış açısıyla ahlâkı, öncelikle, bireyin dışında beliren davranışları olmak üzere, içindeki duygu ve düşüncelerinin, başta insanlar olmak üzere, hayvan ve diğer doğa âlemine karşı fayda eğilimli olması olarak açıklayabiliriz. Kısaca, dürüst olmak, çevreyi kirletmemek, yardımsever olmak gibi şeyler insana ve doğaya fayda sağlar, dolayısıyla ahlâk meydana gelir.
Ahlâk dediğimiz olgu nasıl kazanılır?
Ahlâkı doğuştan gelenler ile sonradan kazanılan/değiştirilen kişilik özellikleri olarak ikiye ayırabiliriz. İkinciye giren ahlâk türü, başta aile içi olmak üzere kişiye gösterilen örneklik ve aldığı eğitim ile sağlanır.
Peki, spor ile ahlâk arasında doğrudan bir bağ var mıdır?
Bu hususta iki ayırım yapmak gerekir. Birincisi, sporun yapıldığı şartlar; ikincisi ise yapılan sporun kendisidir. Birincisine; çalıştırıcı-sporcu ilişkisi, maddi menfaat, mücadele alanı gibi sporcuyu bir yönüyle etkileyebilecek hususlar örnek olarak gösterilebilir. Eğer çalıştırıcı, sporcusunu sadece hırsa, mutlak galibiyete, maddiyata teşvik ediyorsa burada ahlâklı bir kişilikten bahsedemeyiz. Dolayısıyla birinci maddemiz sporcu ahlâkını açıkça etkileyebilir. İkincisi olan sporun kendisiyle, birbirinden farklı olan spor dallarını kastediyoruz. Örneğin, bir futbol sporuyla bir karate sporu arasında kişiyi ahlakça etkileme yönünden fark olabilir mi veya her ikisinin de herhangi bir etkisi olabilir mi? Bu soruya cevap vermek oldukça zordur. Fakat bazı örnekler verilebilir. Mesela bir tenis, bir golf veya bir voleybol karşılaşmasında küfürleşme veya kavgayı görmek pek mümkün olmayabilir. Fakat bir futbol veya basketbol karşılaşmasında bunları sıklıkla görebiliriz. Burada sebep, sporun çeşidinde mi yoksa sporun yapılma şartlarında mıdır? Dikkat edilirse birinci olarak verdiğimiz
spor çeşitlerinde rakipler bedenen temas halinde değilken, ikincilerde ise tam tersi olarak bedenler sürekli temas ve hızlı bir mücadele halindedirler. Bu durumda, spora göre şiddetin varlığı-yokluğu meydana gelmektedir. Fakat bunun sebebi sporun doğrudan kendisi değil, onun yapılma şartlarıdır. Yani ahlakî kuralları ihlâl etmeye zorlayan şartların sürekli meydana gelip gelmemesi sporcuyu kişilik yönünden etkileyecektir. Dolayısıyla, maddi menfaat, hırs, sürat gibi birçok hâl buna sebebiyet verecektir.
Sonuç olarak söyleyebiliriz ki, spor ve ahlâk arasında bizce doğrudan bir bağlantı yoktur ve bizce, “sporcu ahlâklıdır” düşüncesi yerine “ahlâklı sporcu vardır” düşüncesi daha doğrudur. Kişi ahlâklı olmadığı sürece yaptığı sporun etkisi yoktur. Eğer ahlâklı bir kişi spor yaparsa onun ahlâkına olumlu etki yapabileceğine de inanıyoruz. Bu hususta en önemli şey, yukarıda da değindiğimiz gibi sporun yapılma şartlarıdır ve sporcuya yüklenen değerlerdir. Bir takım ahlâkî değerleri ve felsefesi olan özellikle uzakdoğu dövüş sanatlarında olumlu yönde bu şartları görebiliriz. Tabi uygun şekilde eğitim yerine geitirilirse…