9 Ocak 2014 Perşembe

Olimpiyat Oyunlarındaki Spor Dalları

Yaz sporları şunlardır:

Okçuluk
Su Sporları (Yüzme, dalma, senkronize yüzme, sutopu)
Atletizm
Badminton
Beyzbol
Basketbol
Boks
Kano
Bisiklet
Binicilik
Eskrim
Futbol
Cimnastik
Hentbol
Hokey
Judo
Modern Pentatlon
Kürek
Yelken
Atıcılık
Softball
Masa Tenisi
Taekwondo
Tenis
Triatlon
Voleybol
Halter
Güreş
Kış sporları şunlardır:
Biatlon
Bobsleigh
Curling
Buz Hokeyi
Luge
Paten
Kayak


Kaynak: http://olimpiyat.nedir.com/#ixzz2pudQsGTO

Olimpiyat Madalyası

Olimpiyat Oyunlarında bilindiği gibi birinciliği kazanan sporculara altın, ikinciliği kazanan sporculara gümüş ve üçüncülüğü kazanan sporculara bronz madalya verilmektedir. Altın ve gümüş olan madalyalar kaplamadır. 60 milimetre çapında ve üç milimetre kalınlığındaki bu madalyaların bir yüzünde 1928 yılından beri İtalyan sanatçı Gossoioli tarafından çizilen, elinde zafer çelengi tutan Zafer Tanrıçası Nikenin güzel bir kabartması yer alır. Arka yüzünde ise olimpiyatı düzenleyen ülkenin amblemi bulunur.

Kaynak: http://olimpiyat.nedir.com/#ixzz2pudENA7u

Olimpiyat Meşalesi

Olimpiyat Meşalesi Yunanistanın Olimpos Dağında güneş ışığından dev mercekler vasıtasıyla tutuşturulur. meşale oyunların yapılacağı ülkeye kadar, elden ele geçtiği ülkelerin atletleri tarafından taşınmakta ve olimpiyatın yapılacağı stadyumdaki dev meşale bu meşale ile tutuşturulmaktadır. Açılış töreninde yakılan meşale, kapanış törenine kadar sönmez. Olimpiyat meşalesi 1936 Berlin Olimpiyatında modern olimpiyat tarihine girmiştir.

Kaynak: http://olimpiyat.nedir.com/#ixzz2pud3asWq

Olimpiyat Yemini

Olimpiyat Oyunlarının açılış töreninde katılan tüm sporcular bir olimpiyat yemini ederler. Bu yemini organizasyonu yapan ülkenin ünlü bir sporcusu tüm sporcular adına söyler. Bu yemin şöyledir: “Olimpiyat Oyunlarında ülkemin şerefi ve sporun zaferi için kurallara uyarak dürüst yarışacağımıza ve gerçek sportmenlik ruhu içinde mücadele edeceğimize and içeriz.” Yemin ilk olarak olimpiyat bayrağı gibi 1920 Anvers Oyunlarında yer aldı. Ve yemini Belçikanın ünlü eskrimcisi Victor Boin okudu.

Kaynak: http://olimpiyat.nedir.com/#ixzz2pucstZdT

Olimpiyat Bayrağı

Olimpiyat bayrağı beyaz zemin üzerine iç içe geçmiş beş ayrı renkteki beş halkadan ibarettir. Dünyanın beş kıtasını temsilen insanları dostluk ve sevgi bağları ile birbirine Bağlam ayı simgeleyen bayrağın üç halkası üstte, ikisi alttadır. Üstteki üç halka soldan sağa Doğru mavi, siyah ve kırmızıdır. Alttaki halkalar ise soldan sağa sarı ve yeşildir. Bu renkler önceleri kıtalara göre belirlenmiş ardından Uluslararası Olimpiyat Komitesi bu Renklerin üye ülkelerin bayraklarının renkleri olduğunu açıklamıştır. Olimpiyat Bayrağı 1920 Anvers Olimpiyatlarından beri dalgalanmaktadır. Bu bayrak 6-12 Mayıs 1913 tarihleri arasında yapılan toplantıda Baron Pierre de Coubertinin teklifi ile genel kurula sunulmuş ve ittifakla kabul edilmiştir.

Olimpiyat bayrağındaki 5 halka yeryüzündeki 5 kıtayı(mavi daire Avrupa'yı, sarısı Asya'yı, siyahı Afrika'yı, kırmızı Amerika'yı, yeşil de Avustralya'yı) temsil eder.

Kaynak: http://olimpiyat.nedir.com/#ixzz2pucgqb2P

Kaynak: http://olimpiyat.nedir.com/#ixzz2pucaL0bn

Olimpiyat Oyunları Tarihi

Olimpiyat Oyunları, veya kısaca Olimpiyatlar, dört yılda bir yapılan geniş kapsamlı bir spor organizasyonudur. Antik şekli Eski Yunan'da yapılan oyunlar Fransız soylusu Pierre Frèdy, baron de Coubertin tarafından 19. yüzyıl'ın sonlarında modernize edilmiştir. Olimpiyat Oyunları'nın yaz sporlarını içeren ve daha iyi bilineni olan Yaz Olimpiyatları, 1896'dan beri Dünya Savaşları istisnaları hariç her dört yılda bir yapılagelmiştir. Kış Oyunları ise 1924'te yapılmaya başlanmıştır ve 1994'ten beri Yaz Oyunlarının yapıldığı yıllardan iki sene sonra yapılmaktadırolimpiyat

Kaynak: http://olimpiyat.nedir.com/#ixzz2pucHuGKq

Spor ve Sağlık

Sporun her dalı insan sıhhati için faydalıdır. Fakat zaman, yaş ve ortam göz önünde bulundurularak sistemli olarak yapılan spor sağlık için faydalıdır. Spor yapmanın yaşı yoktur. Spor bedeni ve ruhi kabiliyetleri düzenli, dengeli, gayeye uygun olarak geliştirmek ve gereğinde bunlardan en iyi biçimde faydalanmak için yapılır.
Spor tesis, öğretim ve eğitim, malzeme ve spor organizasyonundan ibaret olan temel faktörlerin bir arada ve beraber bulunduğu ortamda var olur ve gelişir. Bu ortamların olmadığı ve bilgisizce yapılan sporlar sağlık için fayda yerine zarar getirir. Faydalı veya zararlı spor yoktur. Herhangi bir tür spor ferde göre faydalı da zararlı da olabilmektedir. Ferdi yapılan spor faaliyetleri kişinin karekterini meydana getirirken, takım sporları ise oyun arkadaşları ile ekipleşme ruhu ve dayanışma vasıflarını geliştirmekte, dolayısıyla sporculuk ruhu, eşitlik, beceri, nefse hakimiyet ve nezaketi bir araya getirmektedir.


Kaynak: http://spor.nedir.com/#ixzz2pubroTqy

Sopor Çeşitleri

Sporun birçok çeşiti vardır. Bunlardan, bazıları ferdi, bazıları da toplu veya takım halinde yapılır. Futbol, basketbol, voleybol, kürek, hentbol gibi sporlar takım halinde, binicilik, yüzme, tenis, eskrim, judo, boks, güreş, avcılık gibi sporlar ise ferdi yapılır. (Bkz. İlgili maddeler)

Milletlerin her sporda aynı başarıyı gösteremedikleri, bilinen bir gerçektir. İngilizler futbolda, Amerikalılar beyzbolda, Türkler ise güreşte üstündür. Dünyamız aynı anda çeşitli iklim şartlarına sahip olduğu için, soğuk ülkelerde gelişen kış sporları, sıcak ülkelerde bilinmemektedir. Bunun yanında coğrafi özellikler insanların vücut yatkınlıklarının bazı sporlarda gelişmesinde, bazılarının ise yapılmamasında büyük rol oynamaktadır.
Gelişmiş ülkelerin eğitim kuruluşları spora ve spor temaslarına çok önem vermektedirler. Okullarda çeşitli sporlar yapılır. Ayrıca sırf sporla uğraşan kulüpler bulunmaktadır. Bu kulüplerin bazıları çeşitli spor branşlarında bazıları sadece bir branşta faaliyet göstermektedir.
Kadın ve erkek yapıları arasındaki farktan dolayı, her iki cins için seçilen sporlar da farklıdır. Kadınların yaptığı bazı sporları erkekler, erkeklerin yaptığı bazı sporları ise kadınlar yapamamaktadır.
Birçok spor dalı milletlerarası federasyonların denetimi ve kontrolü altındadır. Bu federasyonlarsa milletlerarası federasyonun üyesidir. Her ülkede Milletlerarası Olimpiyat Komitesine bağlı bir milli olimpiyat komitesi vardır.


Kaynak: http://spor.nedir.com/#ixzz2pubKr8fb

Türklerde Spor ( Türklerde Spor Tarihi )


Spor, Ortaasya bozkırlarında göçebe olarak yaşayan Türkler arasında da revaçtaydı. Türkler yaratılışları icabı savaşçı ve mücadeleci bir topluluktur. Aynı zamanda gelenek, görenek, örf ve adetlerine bağlı, bunlardan taviz vermeyen insanlar olarak kendilerini tanıtan Türkler, sportif faaliyette de kendilerini gösterdiler ve başarı sağladılar. Vahşi sürüler halinde gezen atları ehilleştirerek harp ve spor vasıtası olarak kullandılar. At yarışları: Kaçma-kovalama, at üzerinde ok atma, mızrak kullanma, Gök-börü, Kız-börü ve Beyge oyunları Türklerin at üzerindeki oyunlarıdır. Türkler ok kullanmakta çok mahirdiler. Onlar için ok ve yay, at kadar kıymetli sayılmıştır.

Ortaasya’daki Türklerin, başarı gösterdikleri spor dallarından biri de güreştir. Bunun yanında koşular, cirit, çögen de yaptıkları sporların başında gelmekteydi. Türkler, düğünlerde, bayramlarda, şenliklerde çeşitli spor gösterileri yaparlardı.

Osmanlılar döneminde Türkler, Ortaasya’dan getirdikleri çeşitli sporları yapmayı sürdürmüşlerdir. Osmanlı Sultanları, sporu sevdikleri için çeşitli yerlere spor alanları, özellikle ok meydanı

yaptırmışlardır. Dördüncü Murad Han, dünyanın bir numaralı ok atıcısıydı. Osmanlılar zamanında güreş çok yaygın bir spordu. O zamanlar ünlü Türk güreşçileri yetişmiş ve bu güreşçiler Avrupa’da rakip bulamazken, deniz aşırı ülkelere bile gitmişlerdir. Türk gibi kuvvetli sözü büyük pehlivanlarımızın yaptığı güreşlerden ortaya çıkmıştır. Osmanlılarda İstanbul’un çeşitli yerlerinde okçuluk Tekkesi, Pehlivanlar Tekkesi gibi kuruluşlar, Türklerde sporun ilk resmi kuruluşları olmuştur. O zamanki bu tekkelerin şeyhleri günümüzdeki Federasyon Başkanı hüviyetini taşımaktaydı.

Türkiye’ye ilk defa modern sporu sokan Fransız Beden Eğitimi Öğretmeni M. Morioux olmuştur. Daha sonra 1903’te kurulan Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü, 1905’te kurulan Galatasaray ile 1907’de kurulan Fenerbahçe, Türkiye’deki ilk spor ve futbol kulüpleri oldular. Cumhuriyetten sonra Türkiye’de hızla gelişen spor, büyük bir sporcu kitlesini içine aldı. Spor faaliyetleri günümüzde Gençlik ve Spor Bakanlığınca düzenlenmektedir.

Kaynak: http://spor.nedir.com/#ixzz2puaj3WUq

Sporun Tarihi

İnsanların çok eski zamanlardan beri gerek ferdi, gerekse toplu olarak sportif faaliyetlerde bulunduğunu tarihi kaynaklar yazmaktadır. Vücut hareketleriyle ilgili sportif faaliyetlere bütün medeniyetlerin beşiği olarak kabul edilen Ortaasya ve Anadolu’nun coğrafi bölümlerinde rastlamak mümkündür. Bu bölgelerde medeniyetlerin bir çoğu vücut hareketliliğine önem vermektedir.
M.Ö. 4000 senelerinde yaşamış Asur, Babil, Hitit ve Sümer uygarlıklarında ok ve mızrakla avlanma meşhurdu. Babil-Kiş’te yapılan bir arkeolojik kazıda Sümerlere ait iki tekerlekli ve dört koşumlu bir yarış arabasının bulunması, sporun tarihinin ne kadar eski olduğu hakkında bilgi vermektedir. Tarihi Gılgamış destanında da, Sümerlerin değişik sportif faaliyetlerde bulunduğu yazılıdır.
Eski Mısırlıların vücut güzelliklerini korumak için jimnastik hareketlerine ve güreşe önem verdikleri, Orta Nil kenarındaki Beni Hasan Mezarlığında yapılan kazılardan anlaşılmıştır. İlk ve Ortaçağlarda Romalılar ve Yunanlılarda sportif faaliyetler görülmektedir. Bunlarda bazı sporların vahşice icra edildiği tarihi bir gerçektir. Romalıların zırhlı eldivenlerle yumruk dövüşü yapmaları, Yunanlıların güreş sporunda kol kırmayı, boyun koparmayı, tekme atmayı serbest ederek izin vermeleri bunlara misaldir. Eski Romalıların spor yapmaktaki gayesi gençleri savaşa hazırlamaktı. Ortaçağda da gençleri savaşa hazırlamağa önem verildi. Bu devirde daha çok asil ailelerin çocukları spor yapabiliyordu.
Zamanımızdaki spor, 19. yüzyılın ikinci yarısında başladı. Yapılan spor reformlarıyla gençler arasında spor hevesi canlandırıldı. Kulüpler, takımlar kuruldu, yarışmalar düzenlendi.
Günümüzdeki milletlerarası spor faaliyetleri dünya gençlerini birbirine kaynaştırmakta, aralarında efendice mücadele ruhunu geliştirmektedir. Sporun genel esasları ahlaka, ne olursa olsun kazanmayı gaye edinmeyen bir doğruluk kuralına dayanır. Bu doğruluğun sürekli olarak sağlanabilmesi için bütün dünyada bir takım kurallar konulmuştur.
Sporun en önemli esaslarından biri rekordur. Rekor belirli bir branşın, belirli bir zaman dilimi içinde varılan en yüksek derecesini gösterir. Bunun tespiti için kronometre, şeritmetre gibi çeşitli ölçü aletleri kullanılır.


Kaynak: http://spor.nedir.com/#ixzz2puaHgfnS

Çocuklar Neden ve Nasıl Spor Yapmalı?

1. Çocuklar kaç yaşında spora başlamalı? Çocukların spora başlamalarıyla ilgili bir yaş kısıtlama yoktur.
2. Ne tür sporlar yapmaları önerilir? Neden? Sportif aktivite, kalp-akciğer sistemi, kas kuvveti ve kemiklere yük bindiren egzersizler oluşmalıdır. Bu şekilde, tüm sistemlere hitap eden ve genel sağlığı daha iyiye götüren bir program oluşturulmuş olur. 3. Çocuğun boyunun uzaması, kemik sağlığı açısından sporun önemi nedir? Boy uzunluğu genetik olarak belirlendiğinden, spor yapmanın direkt olarak boy üzerine olumlu bir etkisi yoktur. Ancak, spor yapmakla beraber çocuğun genel beslenmesi ve sağlığı daha iyi olacağından dolaylı olarak olumlu etkisi olur. 4. Pek çok aile çocuğunu bale gibi esneklik kazanacağı sanatlara yönlendiriyor. Çok az çocuk hayatın geri kalanında bale ile ilgileniyor. Bu tür aktivitelerin avantajları veya dezavantajları var mı sağlık için? Çocukların sürdürmeleri olasılığı daha yüksek olan aktivitelerde bazı ortak özellikler göze çarpar: 1-Aktivite eğlenceli olmalı ve çocuk yapmaktan zevk almalı; 2-Aşırı rekabetten uzak olmalı ve utandırıcı özellikleri olmamalı; 3-Anne ve babanın teşviki ve desteği sürekli hissedilmeli. Bale gibi zor ve disiplin isteyen ve başarılı olmak için yıllarca çalışılması gereken bir aktivite ya bir mesleğe dönüşür ya da kısa bir süre için yapılır. Ailelere çocuklarının günlük aktivitelerin artırılması önerilebilir. Örnekse, asansör yerine merdiven, araba seyahati yerine yürümek, telefonda konuşurken ayakta durmak ve televizyon izlerken sallanan koltukta oturmak gibi öneriler. Bunlar, başka aktivitelere zorlandığını hissettirmeden çocuğu daha aktif duruma getirir. 5. Çocuk spora başlamadan sağlık kontrolünden geçmeli mi? Rutin sağlık kontrolü gerekli değildir. Ailede kolesterol ve tansiyon yüksekliği ve kalp ve şeker hastalıkları varsa, çocuğun kesinlikle aktif bir yaşam sürmesi için teşvik edilmelidir
6. Neden spor yapmak gerekir? Aileden gelen kolesterol ve tansiyon yüksekliği ve kalp ve şeker hastalıkları giderek daha genç yaşlarda da görülüyor. Yaşam süresinin uzatılması ve bu hastalıkların önlenmesi spor ile mümkündür ve araştırmalar sporun etkinliğini gösteriyor. Ayrıca, üst düzeyde spor yapan gençlerin ve kişilerin sayısı giderek artmaktadır. Erişkinlerde olduğu gibi, hastalığı olan çocuklar da tıbbi kontrol altında egzersiz yapmaları gerekir. 7. Spor hangi hastalıklardan korur? Düzenli spor yapmak, şeker hastalığı, koroner hastalıklar, hipertansiyon, kireçlenme ve bel ağrısının ortaya çıkma riskini azaltıyor. Düzenli spor yapmak bu hastalıklardan ve genel olarak ölüm oranını ve riskini azaltıyor. 8. Çocuk, ne kadar ve nasıl spor yapmalıdır? Güne 1-2 saat arasında spor ve aktivite gereklidir. Bu süre aralıklı aktivitelerden oluşabilir ve tümü ciddi sportif aktiviteden oluşması gerekmez. Ancak ciddi bir antrenman programında, aktiviteler iyi ayarlanmış olmalıdır: kalp-akciğer sistemi(bisiklet, yüzme), kas kuvveti(vücut ağırlığı ile yapılan egzersizler, ağırlık kaldırma) ve kemiklere yük bindiren egzersizler(koşma, atlama). 9. Ailece yapılabilecek sporlar var mı? Çocukları daha aktif bir yaşam için teşvik etmek, onların ciddi biçimde spor yapmaları gerektiği anlamına gelmez. Örnekse, ilginç ve eğlenceli yerlerde (hayvanat bahçesi, alışveriş merkezi, müze) yürüyüşler spora başlamak için iyi bir plandır. Ailece ya da arkadaşlarla birlikte oynanan hareketli oyunların tümü spor aktivite yerine geçer. Ayrıca, bunlara herkesin katılması da mümkün olur. 10. Oyun oynamak çocuk için spor yerine geçer mi? Kesinlikle geçer. Ebeveynler çocukları oturarak ve hareketsiz durumda yapacakları işler ve oyunlardan uzaklaştırmaya çaılşmak gerekir. 11. Çocukların sağlığı açısından aktif olmaları konusunda genel yaklaşım nasıl olmalıdır? Genel olarak, hareketsizlikle geçen zamanların azaltılması gerekir. Evde, mümkün olduğu kadar oturarak ya da yatarak geçen zamanın azaltılması lazım. Okullarda ise, beden derslerinde daha aktif olma durumu teşvik edilmeli, fiziksel aktivitenin yararları anlatılmalı, beden derslerine katılmama ve mazeretler azaltılmalı, eğlenceli aktiviteler düzenlenmeli, okullarda değişik kültürlere ait aile özelliklerine uygun oyunlar seçilmelidir, bireysel sportif aktiviteler de teşvik edilmeli, okul saatleri dışında sportif aktiviteler için imkan yaratılmalıdır. Ebeveynler fiziksel olarak aktif bir yaşam sürerek iyi örnek olmalıdır tabii. Ödüllendirici ve teşvik edici olmalıdırlar. Çocukların okul ve okul dışı aktivitelerine katılmayı ihmal etmemelidirler. Ev içinde ve çevresinde, çocukların fiziksel olarak aktif olmalarını sürekli teşvik etmeliler. Ulaşım için çocuklara destek olmalılar.

Sporun İnsan Psikolojisi Üzerindeki Etkileri...!

Sevgili okuyucular, daha önceki yazılarımızda düzenli spor yapmanın insan vücudu üzerindeki olumlu fiziksel faydalarından detaylı bir şekilde bahsetmiştik. Bu sayede organ ve sistemlerin daha uzun süreli ve sağlıklı bir şekilde fonksiyonlarını devam ettireceğini, organizmanın her türlü hastalığa ve mikroplara karşı daha dirençli olacağını vurgulamıştık. Bu yazımızda ise sizlere sporun insan psikolojisi ve ruhsal durumu üzerindeki pozitif etkilerinden bahsetmeye çalışacağım.
Değişik ortamlarda devamlı söylediğim bir sözü sizlerle paylaşmak istiyorum. Spor ve müziğin bir dalı ile ilgilenen birisi kötü alışkanlıklardan uzak durur, zorluklarla daha kolay mücadele eder. Gerçektende hangi yaşta olursa olsun ancak özellikle çocukluk yaşlarında ve gelişme döneminde spor ve müzik ile ilgilenen birisi pek çok kötü alışkanlıktan uzak durmuş olur, gerek okul hayatında gerekse ilerideki iş hayatında çok daha başarılı olur. Bu şekilde yetişen çocukların cemiyet hayatında ve insani ilişkilerinde de başarılı olduğunu görüyoruz. Sporun bu kadar olumlu etkisi nasıl olmaktadır? Bazı başlıklar halinde bu konulara değineceğim.
Sporun öz güvenin ve yaşama sevincinin artmasına etkisi. Güven, istenilen davranışı başarıyla sergileyebilme konusunda bireyin inancıdır. Spor ortamında kişi gerçekçi bir biçimde yeteneklerini bilir, kendini iyi tanır ve kabul eder. O, sorumluluklarının bilincindedir ve duygularını kontrol altına alabilmeyi öğrenmiştir. Özellikle takım sporlarında takımının bir parçası olan birey, paylaşmayı öğrenir, berberce başarmanın zevkini veya kaybetmenin üzüntüsünü yaşar. Bu nedenle özellikle erken yaşlarda çocukları takım sporlarına yönlendirmenin ruhsal gelişim üzerinde olumlu etkileri bilinmektedir. Öz güveni olan bir sporcu, başarma konusunda yüksek bir motivasyona sahiptir.
Düzenli spor yapan kişi, dikkatini iyi kullanmayı öğrenir. Gerektiğinde dikkatini daraltma ve genişletme becerisini çok iyi kullanır. Bunları yaparken düşünmez, hisseder ve yapar. Duygularını daha rahat kontrol altına alabilir, öfkelendiğinde çileden çıkmaz,olumsuz duygularını kontrol eder. Spor yapmakta olan kişi her zaman yapabileceğinin en iyisini ortaya koymaya konsantre olur, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Kaybettiğinde rakibini tebrik eder, ‘bir dahaki sefere’ der. Sporun boş zamanların olumlu yönde değerlendirilmesine etkisi. ‘Bana boş zamanlarında ne yaptığını söyle, sana nasıl bir insan olduğunu söyleyeyim.’ şeklinde bir deyiş vardır. Bu gerçekten de çok doğrudur. Spor, müzik veya herhangi bir hobi boş zamanları doldurmalıdır. Aksi halde kişi enerjisini zararlı faaliyetler veya alışkanlıklar şeklinde harcama gayretine girebilir. Bu sebeple özellikle çocukların, gençlerin kişisel gelişimlerine katkıda bulunacak her türlü faaliyetlerine imkanlar zorlanarak yardımcı olunmalıdır. Bu gerek anne babaların gerekse eğitimden sorumlu kişilerin görevidir. Sporun bireyin toplumsallaşmasına olan olumlu etkisi. Spor, özellikle ergenlikte artan beden enerjisinin en uygun biçimde kanalize edileceği alandır. Aktif spor yaparken kişi bir gruba ait olma ve o grupla dayanışmaya girme şeklinde sosyal bir işlevi yerine getirmektedir. Bu nedenle spor, toplumla uyum sağlamış ve bütünleşmiş kişiliklerin oluşmasına katkıda bulunur. Bu özellikle çocuklar için önemlidir. Yaptığı sporun kurallarını öğrenerek uygulayan çocuk, daha sonra toplum ve hukuk kurallarını benimsemeye ve uygulamaya aday bir yetişkindir. Çocukluk çağında karşılaşılan davranış bozukluklarının giderilmesinde sporun tedavi edici etkisi. Bireysel özelliklere veya yakın çevre etkilerine bağlı olarak sergilenen uyum ve davranış bozukluklarının tedavisinde spor önemli bir görev üstlenmektedir. Spor yoluyla birey, gerilimden arınarak, bir boşalım ve buna bağlı olarak rahatlama yaşamaktadır. Tırnak yeme, altını ıslatma, dışkı kaçırma, okuldan kaçma vb. gibi davranış bozukluğu gösteren çocuklarda spor, kendine güven ve uyum gibi önemli görevleri yerine getirmektedir.
Spor’un psikolojik yararlarını özetleyecek olursak: - Kollektif düşünce ve hareket etme düşüncesi, bireyler arasında ilişkiler, karşılıklı olarak saygı kavramı gelişir. - Zevk alma duyusu gelişir. Bu, beyinden salgılanan hormonlar ile olur (endorfinler) - Kendine güven ve yaşama sevincini arttırır. - Boş zamanlarının olumlu yönde değerlendirilmesini sağlar. - Bireyin toplumsallaşmasına olumlu etkisi vardır. - Yorgunluk, heyecan ve stresi azaltır. - Uykusuzluğu önler - Çocukluk çağında karşılaşılan davranış bozukluklarının giderilmesine katkıda bulunur.
Hepinize sağlıklı günler dileklerimle….
Prof.Dr.Erdoğan Sözüer www.sozuer.com

Sporun Ders Başarısına Etkileri

Günümüzde öğrencilerin ders başarısında nelerin etkili olduğu üstüne çok fazla çalışma yapılıyor. Ders anlatımı, öğretmenin özellikleri ve stili, motivasyon, zeka, ders çalışma becerileri gibi etkenlerin önemli olduğu vurgulanırken, başarıyı artırmaya yönelik uygulamalar da bu etkenleri iyileştirme üstüne yoğunlaşıyor. Ancak bazı çalışmalar, fiziksel aktivitenin de akademik başarıda oldukça önemli olduğunu gösteriyor. Bu doğrultuda ülkemizde ve yurt dışında yapılan birkaç araştırmaya yer verelim.
Bu alandaki önemli araştırmaları inceleyen Singh ve araştırma ekibi, çoğunluğu Amerika’da gerçekleştirilmiş ve 6 ile 18 yaş arası yaklaşık 12.000 çocuk ve gencin uzun süreli olarak incelendiği çalışmalardan elde ettiği sonuçları paylaşıyor ve fiziksel aktivitenin öğrencilerin okul başarısını nasıl etkilediğine bakıyor.Araştırmacılar incelemeleri sonunda fiziksel aktiviteyle akademik performans arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. Buna göre, fiziksel anlamda daha aktif olan öğrencilerin, akademik başarıları da daha yüksek. Araştırmacılar, egzersizin beyne daha fazla kan ve oksijen gitmesini sağladığını; endorfin artışı sağlayarak stresi azalttığını ve duyguları dengelediğini, böylelikle kişinin bilişsel sisteminde gelişim sağlayabileceğini vurguluyor.Bu sonuçlar, eğitimde sadece akademik içerik ve öğrenme üstünde değil, fiziksel aktivite gibi farklı alanların da başarıda rol oynayabileceğine dikkat çekiyor.Detaylar için kaynak: Singh, A. ve ark. (2012). Physical Activity and Performance at School: A Systematic Review of the Literature Including a Methodological Quality Assessment. Archives of Pediatrics and Adolescent Medicine, 166. Günümüzde spor sadece insanların fiziki ve psikolojik açıdan güçlenmesi içinsürdürülen bir faaliyetler bütünü olmaktan, daha ileri gitmiştir. Bununla birlikte spor,sorumluluk ve iş birliği eğilimi ile düzen sağlama kabiliyetini ortaya çıkararak kişininsosyalleşmesine yardımcı olan önemli bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bireyin sosyalyaşamı içerisinde, psiko-sosyal gelişimini desteleyerek bunu hızlandırmasına yardımcı olanfaktörlerin başında spor yer almaktadır. Sporun kişilerin psiko-sosyal gelişiminde önemli biryeri olduğu, insanların sosyal ve psikolojik bakımdan aktif kılmanın en kolay yolununspordan geçtiği unutulmamalıdır. Birey sportif etkinliklere katılmakla, manevi yalnızlığındoğuşunu hazırlayan etkileri gidererek, iş hayatında görülen ve daha sonra genelleşerek sosyalhayata yansıyan, amaçsızlık ve monoton çalışma şartlarının doğurduğu kötümser ve bunalımlıtutumların giderilmesini en kolay spor yolu ile ortadan kaldırabilir. Spor, toplum hayatında çok değişik yollardan giderek, bireyleri doğrudanyada dolaylı olarak kendisine bağımlı kılmış ve her zaman insanların ilgisinicanlı tutmayı başarmış bir sosyal olgudur. İnsanların vazgeçilmez zevklerini,ihtiyaçlarını karşılayarak kendisine bağlayan spor, günümüz dünyasındabüyük bir sosyal kurum olduğunu kabul ettirerek toplumu çok yakındanilgilendiren belli davranışlar düşünceler, inançlar ve simgeler geliştirmiştir.Modern dünyada hızla gelişen teknoloji, insan gücüne duyulan gereksinmeyigiderek azaltmış ve bunun sonucu olarak insanın doğal yapısına uymayan biryaşam biçimi ile birlikte iş ve sosyal çevreden gelen baskılar, streslerinsanları psikolojik bakımdan bir sıkıntıya sokmaktadır. İşte bu aşamadasporun rahatlatıcı ve monotonluktan kurtarıcı fonksiyonunun devreyegirmesi ile insanların psiko-sosyal gelişimlerine katkıda bulunacaktır.Sporun bu işlevlerinin yanı sıra insanların kişiliklerinin olumlu yöndeşekillendiren bir kavram olması sporun, gerek gençlerin gerekse çocuklarınyetiştirilmesinde ve geliştirilmesinde ne derece önemli olduğunu ortayaçıkarmaktadır. Bu bağlamda çocukların ve gençlerin kişilikleriningeliştirilmesinde sporun eğitici fonksiyonu kullanılarak duygusal ve sosyalyönden daha sağlıklı bir toplum yaratmanın daha kolay olacaktır.Günümüzde çocuklara yönelik sportif etkinliklerin artması bu alanda yapılançalışmaların fazlalaşması insanların psiko-sosyal gelişiminde sporun nekadar önemli bir yere sahip olduğun bir göstergesidir. Çocukların gerekpsikolojik gerekse sosyal bakımdan gelişmelerinde oyunla birlikte sporun önemli bir yeri vardır. Çünkü çocuk bu faaliyetlere katılırken aynı zamandagrup içerisinde hareket etmeyi, kazanmayı veya kaybetmeyi, kurallarauymayı öğrenmektedir. Bunlardan en önemlisi kendine güven duygusunukazanmakta ve o toplumun bir ferdi olduğunu anlamaktadır. Bu bakımdançocukların yetiştirilmesinde hazırlanan sportif programlar onların gelişimözelliklerine uygun bir şekilde hazırlanarak, sosyal bakımdan yetişmelerineyardımcı olmalıdır. Sağlıklı bir toplum oluşturmanın ön şartı çocukların vegençlerin eğitiminden geçtiği unutulmamalıdır.Sporun kişilerin psiko-sosyal gelişiminde önemli bir yeri olduğu insanlarınsosyal ve psikolojik bakımdan aktif kılmanın en kolay yolunun spordangeçtiği unutulmamalıdır. Çünkü insanlar spor sayesinde bir çok farklıortamda, farklı düşünceden ve farklı kültürden insanlarla bir araya gelereketkileşimde bulunabilmektedir. Bu bakımdan gerek insanlarınsosyalleşmesinde gerekse kendini ifade edebilmesinde kullanabilecekleri enkolay yollardan biriside spordur. Veysel KÜÇÜK - Yrd.Doç.Dr. / DPÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu , Harun KOÇ- Arş.Grv. / DPÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu. Seydişehir Kız Teknik Ve Meslek Lisesi Spor Kulübü’ nün tüm Seydişehir ilçesindeki liseler üzerinde 252 kız öğrenci ve 145 erkek öğrenci olmak üzere toplam 397 öğrenci üzerinde yaptığı ankete göre sporun ders başarısı üzerinde olumlu etki yaptığı bilimsel araştırmalarla ispatlandı. Lise öğrencilerinin düşüncesine göre spor yapan öğrenciler sınavlarda yüksek puan alıyorlar. Kendilerine özgüvenleri artıyor üniversite sınavlarında daha yüksek puan alıyorlar. Yüksek puan alarak kazanılan liselerde spor yapan sayısı daha fazla.İlköğretimde lisanslı olarak spor yapanların sayısı % olarak en fazla Fen Lisesi’ nden çıkmıştır. İkinci olarak Anadolu Öğretmen Lisesi ve bunu takiben Anadolu Liseleri, Sağlık Meslek Lisesi ve diğer meslek liseleri olarak belirlenmiştir.Yani demek oluyor ki spor yapan öğrenciler hep en güzel okullara yerleşmişler.Bu okullara yerleşirken çok yüksek puan almışlardır. Spor yapan kişilerde sınavlarda heyecanlanma ve panik yapma gibi durumlar tamamen ortadan kalktığı anlaşılmıştır.Egzersiz ve spor okul başarısını olumlu etkiliyor.Son kapsamlı araştırmalar,sporun sadece başarıyı değil,disiplin anlayışını da beraberinde getirdiğini ortaya koyuyor.Çocukların egzersiz yapıp fiziksel aktivitelerde bulunması okul başarısını olumlu yönde etkiliyor.Amerika Birleşik Devletlerinde,Kanada ve Güney Afrika’da yapılan toplam 14 araştırmanın sonuçları böyle söylüyor.Araştırmalar,fiziksel aktivite ile okul başarısı arasındaki olumlu ilişkiyi ortaya koydu.Araştırmalar çerçevesinde 6-18 yaş arası binlerce öğrencinin egzersiz alışkanlıkları ve okul başarısını incelendi.Sonuçlar egzersizin beyne kan ve oksijen akışını arttırarak konsantrasyonu güçlendirdiğini ortaya koydu.Buna göre düzenli olarak yapılan fiziksel aktiviteler,stresi azaltırken öğrencilerin dersleri konusunda daha disiplinli davranmasına da katkıda bulunuyor.Araştırmaları değerlendiren Hollanda’lı uzmanlar da çocukların günde en az 1 saatlerini fiziksel aktivite ile geçirmelerinin yararı konusunda hemfikir. Sonuç olarak; İnsanın zihinsel performansı ile fiziksel uygunluğu arasında olumlu bir ilişki olup olmadığı yıllardır insanların ilgisini çekmektedir. Zeki bakışlı ve aynı zamanda biçimli ve güçlü kas yapısını yansıtan antik dönemlere ait heykellerin, bu bağlantıyı yansıtan ilk ve en eski örnekler olduğu söylenebilir. Hareket ve zihinsel performans alanındaki ilk çalışmaların deneysel psikologlar tarafından yapıldığı belirtilmesine rağmen son zamanlarda nörologların önemli bulgulara ulaştığı bildirilmektedir. Alman psikologlarının ilk araştırmaları, hangi tür zihinsel antrenmanların sporda başarıyı arttırabileceğini bulmaya yönelikti. Diğer bir grup araştırmacı da, okuma ve mantık gibi zihinsel yetenekleri geliştirici oyunların üretilmesine çalışmıştır. Daha sonra problem çözme, ezberleme, değerlendirme, sınıflandırma gibi zihinsel fonksiyonları canlandıran hareket etkinliklerini bulmaya yönelik araştırmalar ön plana çıkmıştır. İnsanın becerileri öğrenmesi ile zihinsel fonksiyonları arasında büyük bir ilişki bulunmaktadır. Reflekslerimiz dışında istemli olarak yaptığımız her harekette bir zihinsel eylem bulunur ve bu da zekâ ile ilintilidir. İstemli bir hareket üretmeye kalkıştığımızda bilgi ve zekâ düzeyimize göre ne yapmaya çalıştığımızı, niçin yapacağımızı ve sonuçlarının ne olabileceğini düşünürüz. Hareketin düzeyi, tercih şeklimiz ve önceden kestirimlerimizin (öngörü) isabeti büyük ölçüde düşünce gücümüz ile ilgilidir. Bir harekete başlamadan önce, hareketi denerken, iki deneme arasında ve denemelerimiz sonrasında elde ettiğimiz sonuçların değerlendirilmesinde zihinsel aktivitenin düzeyi beceri performansının düzeyi ile ilgili görünmektedir. Becerikli bir şekilde gerçekleştirilen bir hareket performansının arkasında yine beceriklice gerçekleştirilen bir zihinsel performans olduğu bilinmektedir. Egzersiz ve akademik performans üzerine yapılan araştırmalar ilginç sonuçlar ortaya koymuştur. Hafif ve orta düzeyde yapılan bedensel alıştırmalar insanın zihinsel performansı üzerinde olumlu etkileri olduğu ortaya konulmuştur. Bilimsel çalışmalar önemli bir zihinsel aktiviteye yönelik bir işe kalkışmadan önce orta şiddette bir alıştırma yapmayı öneriyor. Örneğin; sınavdan önce orta düzeyde(en çok %45) bir egzersiz yapmanın, zihinsel performans üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. İsveç’te yürüyen bant üzerinde yapılan bir araştırmada, matematiksel problemlerin çözülmesine yönelik alınan olumlu sonuçlar, bu yaklaşımı desteklemektedir.
Egzersizin zihinsel fonksiyonlar üzerine etkisi üzerine yapılan araştırmalar bir önemli sonucu daha ortaya koymuştur. Çalışmalar, %80 ve üzerindeki zorlayıcı çalışma ve egzersizlerden hemen sonraki zihinsel performansın düştüğünü göstermektedir. Bu sonuçlar beden eğitimi öğretmenleri, antrenörler ve fiziksel uygunluk (fitnes) liderleri için önemli görülmektedir. Sporcularınız antrenman sonrasında önemli bir zihinsel etkinliğe katılacaklarsa onlara yapacağınız en iyi öneri, orta düzeyde eğlenceli bir egzersizdir. Antrenmana katılanların ağır bir antrenmandan sonra, yeteri kadar dinlenme ve toparlanma fırsatlarının olup olmadığı gözden geçirilmelidir. Karmaşık yorucu bedensel etkinlikler sonrasında zihinsel performans olumsuz etkilenmektedir. Düzenli koşu alıştırmalarının zihinsel başarıya etkisi üzerine yapılmış pek çok araştırma bulunmaktadır. Fukushi üniversitesinden Japon Dr. Kisou Kubota bir bilimsel toplantıda sunduğu bildirisinde; haftada 3 gün orta düzeyde yarım saat koşturulan gençlerin programa başlamadan önce ve 12 hafta sonra kendilerine verilen karmaşık zihinsel fonksiyonları ölçen testlerdeki başarılarında anlamlı bir gelişme olduğunu belirtmiştir. Dr. Kubota, uygulanan zihinsel testlerin, egzersizin beyin fonksiyonlarında sağladığı gelişmeyi gösterdiğini belirtmektedir. Bununla birlikte koşucuların antrenmanı kesmeleri halinde zihinsel başarı puanlarının da düştüğünü belirtmektedir. Duke üniversitesinde yetişkinler üzerinde yapılan bir araştırmada da, 4 aylık egzersize alınan bir grubun hafıza ve diğer zihinsel becerilerinde anlamlı gelişmeler kaydedildiği belirtilmektedir. Yine Amerika’da beyin yaşlanmasını inceleyen bir enstitüde Carl Cotman ve arkadaşları, 3 haftalık bir koşu bandı egzersizi sonrasında farelerin beyinlerinde elde ettiği sonuçlar ilginçtir. Araştırmada farelerin bazı beyin hücrelerindeki genlerin fonksiyonlarının arttığı bazılarında ise azaldığını saptanmıştır. Artan etkinliklerin daha çok beynin strese, öğrenmeye ve dış etkenlere karşı tepki verme sorumluluğunu üstlenen genlerde olduğu gözlenmiştir. Bu da sporun strese öğrenmeye ve vücudu dış etkenlere karşı koruyan fonksiyonlarına olumlu etkisini ortaya koymaktadır. Son araştırmalar sporun kaslar kadar beynin gelişiminde de etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Uzun yıllar beyindeki hücre sayısında bir artma olamayacağını okumuştuk. Fareler üzerinde yapılan araştırmalar egzersizin beyin kıvrımı hücre sayısında çoğalmayı(neurogenesis) sağladığını ortaya koymaktadır.

Sporun Çocuk Psikolojisi Üzerindeki Önemi

İyi beslenme, özbakım ve yeterli dinlenmenin yanı sıra, güvenli ve sağlıklı bir ortamda çocukların fiziksel gelişimlerini destekleyecek spor faaliyetlerinin de fiziksel ve ruhsal gelişimleri üzerinde oldukça etkisi vardır.
Yeni yürümeye başlayan çocuk bedenini istediği gibi yönlendirebilmenin ve hareketleri üstünde hakimiyet kurabilemenin mutluluğunu yaşar. Gelişimi süresince bedenini farklı şekilde kullanmayı deneyimleyerek (koşarak, atlayarak, sıçrayarak, vb. gibi) fiziksel yeterliliklerini keşfetmeye çalışır. Bu keşif sürecinde çocuğun çevresindeki yetişkinlerden aldığı destek, yapılan doğru yönlendirmeler çocuğun özgüveninin gelişiminde büyük bir etkendir. Okulöncesi ve ilkokul döneminde basketbol, voleybol gibi takım sporlarını gerçekleştirmeleri sosyal becerilerinin artmasını sağlar. Özellikle takım içinde işbirliği, paylaşma, yardımlaşma, etkili iletişim kurabilme ve problem çözme gibi beceriler sergilemeyi öğrenirler. Bireysel hırsların takımın önüne geçmesini engellemeyi ve duygularını kontrol etmeyi öğrenir. İleride iş hayatında olası bir ekip çalışmasında kullanacakları becerilerin ilk adımları bu süreçte atılabilir. Sporun çocuğun sosyal gelişimindeki etkisi kadar duygusal ve bilişsel gelişimi üzerinde de olumlu etkileri vardır. Kendi performansını deneyimleyen çocuk güçlü yönlerinin farkında olur ve özgüveni gelişir. Özellikle içedönük çocukların güven verici bir eğitmen liderliğinde takım sporlarına katıldıklarında kendilerini daha rahat ortaya koydukları görülür. Ayrıca öfkesini kontrol etmekte zorlanan ya da saldırgan davranışlar gösteren çocuklar da takım sporlarında kurallara uymayı, koordine olmayı ve disiplin altına girmeyi öğrenirler. Takım için sorumluluk alması gerektiğini farkeden çocuk benmerkezci davranışlar yerine işbirlikçi ve dostça davranışlar geliştirir. Ayrıca yapılan faaliyete odaklanması da dikkat sürelerinin gelişiminde etkilidir. Dolayısıyla, erken yaşta sporla tanışma ve yapılan aktiviteyi düzenli olarak sürdürme çocuğun fiziksel olduğu kadar ruhsal gelişimini de olumlu yönde destekler. Bu inanca sahip anne babalar çocukları yaş dönemine uygun sporlara yönlendirerek hayata iyi bir başlangıç yapmalarını sağlayabilirler.
Uzm. Psikolojik Danışman Filiz Çetin

Sağlıklı yaşam için neden spor yapmalıyız?

Sağlıklı yaşam için spor yapmalıyız. Çünkü sportif aktivite;
1. Kemik, eklem ve kas sistemi üzerine: - Eklemlerin doğal genişlik derecesinin korunmasına ve gelişmesine olanak sağlar, ankiloza (eklemlerin katılaşması) karşı mücadele eder. - Beslenmeyi ve kıkırdakların devinme yeteneklerini kolaylaştırarak eklemlerin en iyi şekilde korunmasını ve bakımını sağlar, - Kemik düzeyinde; kalsiyum tutulmasını kolaylaştırır, yaşlı insanlarda sıklıkla görülen osteoporoz hastalığına karşı mükemmel bir korunma aracıdır. - Kas tonusunun iyileşmesi sayesinde; sportif aktivite kalça, dizler ve özellikle omurga düzeyindeki ağrıların önlenmesine olanak sağlar, - Bel ağrılarına karşı en iyi ilaçtır fakat, şayet omurganızın durumuna salık verilmeyen sporları ya da kötü jimnastik hareketleri yaparsanız, zararlı da olabilir,
2. Kalp-damar sistemi üzerine: Salık verilmeyenler hariç, düzenli antrenmanlar kalp-damar sisteminin işlevi üzerine yararlı etkilere sahiptir; kas yapıda olan kalp, kasılma kapasitesini yükseltir ve büyük bir etkinlik gücüne ulaşır, böylece kan organizmanın dokularına en iyi bir şekilde dağılım gösterir. Diğer taraftan fizik aktivite iki önemli kalp-damar hastalıkları risk faktörüne karşı etkili biçimde mücadele eder; arteriyel hipertansiyonu düşürür, aterosikleroza karşı en iyi ilaçtır; dolaşımı iyileştirir ve sporcunun beslenmesine dikkatini zorunlu kılar; böylece, damar sistemi üzerine zararlı etkileri çok iyi bilinen, alkol ve sigara gibi toksik etkileri olan maddelerden uzak durulur. Özetle: - Kalbin çalışma sistemini düzenler, efektif ve ekonomik çalıştırır. - Periferik damar direnci azalacağından kalp üzerindeki yük kalkar. - Hipertansiyon düzelir. - Dolaşım hızlanır, bundan dolayı metabolik artıkların atılımı kalaylaşır. - Pulmoner oksijenasyon yeteneği artar. 3. Dış görünüm: Spor, bedeni geliştirir ve belli bir görünüş sağlar, fakat zayıflatmaz. Terleme ile kilo kaybı düşünülmemelidir, ter ile kaybedilen su daha sonra geri alınır. Fizik aktivite sellülite karşı etkili mücadele yöntemidir, kasları uyumlu hale getirir, aşırı kilo alımına yol açmaz (eğer body-building ile uğraşmıyorsanız).
4. Psikolojik yararlar: Bu etkiler uygulanan spor türüne bağlıdır ki bunlar en az fizik etkiler kadar önemlidir. Spor; - kendine güveni uyandırır, hırsı artırır, - heyecanı ve stresi azaltır, - bedenin bilincine varılır, seksüel yaşamın düzenine katkı sağlar, - beynin daha iyi oksijenlenmesi sayesinde, zekasal etkinliği yükseltir, - gurup düşüncesi, bireyler arasında ilişkiler, karşılıklı olarak saygı kavramı gelişir, - zevk alma duyusu gelişir; bu beyinden salgılanan hormonlar ile olur; endorfinler; aile ve mesleki kaygılardan kurtulmaya olanak sağlar.
Aerobik Egzersizin Yararları Diğer yararları yanında, en önemli yararları kalp-damar sistemi üzerinedir. - Durağan bir yaşam sürenler, hareketli bir yaşam sürenlere göre 6 kez daha fazla kardiyak riske sahiptirler, - metabolizmayı düzenler, dayanıklılığı inşa eder ve kalbin fonksiyonlarını güçlendirir. - Ilımlı ve düzenli egzersiz uygulamaları bağışıklık sistemini güçlendirir. - Kan "kötü" kolesterol düzeyi azalır, "iyi" kolesterol düzeyi artar. - Vücut yağı kontrol edilir (kuvvet antrenmanı ile birlikte aerobik egzersiz ve özel diyet vücut yağını azaltır). - Vücudun direnci yorgunluğa ve fazla enerji gerektiren işlere karşı artar. - Kan basınçlarını azaltır ve iyi bir uyku düzeni sağlanır. - Vücudun genel direnci artar, stres ile mücadelede en iyi çaredir. - Yüksek bir emosyonel denge ve pozitif görüş açısı oluşur. Anaerobik (Direnç) Egzersizin Yararları - Kas formunu ve kas kuvvetini artırır, tendon ve bağları güçlendirir. - Kemik mineral yoğunluğunu artırır. - Yağsız vücut kitlesinde artış sağlar. Esnekliğin Yararları - Beceri ve koordinasyonu mükemmelleştirir. - Kas yaralanmalarını önler. - Vücudun toparlanmasına yardımcı olur. - Dengeyi. postürü düzenler. - Vücudumuzu çevik ve yumuşak hissetmemizi sağlar. Uzun süreli çalışmalar sonucunda, her 10 yılda, bireyin genel form düzeyi %8-9 oranında azalmakta olduğu gözlenmiştir. Aktif insanlarda bu oran %4 civarındadır. Antrenmanlı bireylerde düşüş oranı %2’dir (veya daha az). Fazla kilo ve beden yağlarından sakınıldığında, dinçlikte azalma minimize olur. Dr. Paul Davis dinçlikteki azalmada en önemli faktörün vücuttaki yağ oranının yükselmesi olduğunu belirtir. Kalp-damar sisteminin antrenmanı, maksimal kardiyak frekansın %60-85 arası, aerobik ortamdaki koşular ile sağlanır, kuvvet antrenmanları ya da diğer anaerobik ortamdaki antrenmanların sisteme katkıları çok azdır ya da yoktur.
Portalistan Sağlık sitesinden alıntıdır.

Neden Spor Yapmalıyız?

Son yıllarda yapılan araştırmalar yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam ile baş gösteren obezite, stres ve benzeri koşulların yaşlanmayı hızlandırdığını göstermektedir. O zaman durup kendimize sormamız gereken en önemli soru yaşam kalitemizi düşürmeden daha uzun ve sağlıklı bir yaşlılık dönemine nasıl ulaşabiliriz? Çünkü yaşam sürecimizi uzatırken yaşadığımız günlerin sağlıklı olması ilk kuralımız olmalıdır. Şehir hayatı, iş hayatı derken hayatımızda kocaman bir yer kaplayan stresli yaşamla mücadele etmenin en etkili yöntemlerinden biri spor yapmaktır. Spor yaparken salgılanan serotonin (mutluluk) hormonu günlük yaşamımızda oluşan stresin azalmasını sağlamaktadır. Ayrıca; ülkemizde çalışan kadın sayısı her geçen gün artmaktadır. Kadınlarımız dışarıda erkekler gibi çalışırken erkeklerden farklı olarak çocuk ve ev ile ilgili tüm sorumlulukları da üstlenmek zorunda kalmaktadırlar. Bütün bunlar bir araya gelincede kadınların büyük çoğunluğunun spor yapmama gerekçeleri arasında birinci sırada zamansızlığı gösterdikleri görülmektedir. Oxford Üniversitesinin yaptığı araştırma ile kadınlarda sıkça görülen kanser türlerinin örneğin meme ve rahim kanseri, kan kanseri gibi hastalıkların bir çoğunun şişman kadınlarda belirgin bir şekilde daha fazla görüldüğü saptanmış. Ancak ne yazık ki ülkemizde spor yapma alışkanlığının oldukça zayıf olduğu görülmektedir. Yukarıda kısaca değindiğimiz hususlar göz önüne alındığında ise sporun yaşamımızdaki yeri ve önemi anlaşılmaktadır. Bu sebeple çeşitli bahaneler arkasına sığınmaktan vazgeçip daha uzun ve sağlıklı yaşam için sporu hayatımızın olmazsa olmazı haline getirmemiz gerekmektedir ve bu sadece bizim elimizdedir.

Zevkli Spor mu, Kazançlı spor mu?

“Bu devirde ya topçu ya popçu olacaksın” denirdi bir aralar. Bilmiyorum hâlâ bu söz revaçta mı? Fakat onun gerçekçiliği veya yansıttığı zihin yapısı hâlâ capcanlı ve daha da büyümekte, bundan eminim. İşin içerisinde büyük paralar ve şöhret var, daha ne olsun. Bir insanın kendisini tatmin etmesi için her şey yani, daha ne olsun!

Bugünün dünyasında spor, normalde çeşitli biçimlerde bedensel bir çalışma olmasına rağmen, müthiş bir ticaret ve rekabet alanına girmiş, insanların hayatını büyük ölçüde etkiler hâle gelmiştir. Bu durumun sonucunda, spor etkinliğiyle beraber ahlâklı bireyler yetişmesi gerekirken, maalesef, özellikle futbol ve basketbol gibi spor faaliyetleriyle ciddi düşmanlıklara varan birey davranışları ortaya çıkmaktadır. Bu hususta Başgil Hoca’ya kulak vermek gerekir:

"Spora ve jimnastiğe sadece çeviklik ve askerî hazırlık, yahut kas geliştirme ve fizikî güzellik sağlama vasıtası diye bakmak yanlıştır. Spor, organik mekanizma yoluyla ruh ve karakter üzerinde çok büyük bir rol oynayan önemli bir ruh terbiyesi metodudur. Ancak, şu noktaya dikkat çekmek isterim ki, sporun ruh ve karakter üzerindeki faydalı rolü, bunun, öncelikle, canlı, hareketli ve bilhassa gönül çekici bir oyun halinde yapılmasında, ikinci olarak da bilhassa ölçülü ve sakin oynanmasındadır. Spor gençlerin gözünde daima oyun şeklini ve oyunun çekiciliğini korumalıdır. Notlu ve sınavlı bir ders, bir iş, bir meslek ve mecburî bir çalışma halini alan jimnastik ve sporun karakter terbiyesi bakımından olan faydası ise sıfırdır." [Ali Fuad Başgil - Gençlerle Başbaşa]

Sporcu Beslenmesi

Sporda birtakım fiziksel çalışmalar her ne kadar işin esasını oluşturuyorsa da, sağlıklı bir spor için fiziksel çalışma yanında besin tüketimi ve sıvı alımı da oldukça önemlidir. Bu işlemler antrenman öncesi, esnası ve sonrası olmak üzere üç zamanlı olarak yapılır. Aşağıda konuyla ilgili takip etmemiz gereken kısa veriler sunduk.

Sıvı alımı:
1. Antrenman öncesi 24 saat içinde bol miktarda
2. Antrenmandan 2-3 saat önce 400-600 ml
3. Antrenman içinde 15-20 dk. aralıklarla 150-350 ml
Not: Sıvı tüketimi için susamayı beklemeyin ve sıcak havalarda tüketimi arttırın.

Beslenme:
1. Antrenmandan 2-4 saat önce veya az miktarda 1 saat önce yemek
2. Antrenman veya müsabakaya kesinlikle aç başlamamak
3. Karbonhidratlı yiyecek tüketimi (ekmek, pirinç, makarna, kurubaklagil, sebze, tahıl ürünleri)
4. Antrenman sonrası en kısa sürede (ilk 2 saat içerisinde) yüksek karbonhidratlı tüketim
[Sporcu Beslenmesi – Prof. Dr. Gülgün Ersoy, Ar. Gör. Aylin Hasbay]

Şunu hiçbir zaman unutmayalım ki, vücudumuz fiziksel olarak çalışmaya gereksinim duyduğu gibi iyi bir gıda teminine de ihtiyaç duyar. Bu nedenle, özellikle spor faaliyetleri gibi, vücudun yüksek seviyede çalıştığı; fazla enerji ve sıvı tükettiği durumlarda bu ihtiyaç önemli bir yer teşkil eder. Eğer buna gerektiği gibi dikkat edilmezse bazı zararların ortaya çıkacağı muhtemeldir. Şahsımdan bir örnekle konuyu bitirelim.

Önceleri antrenman sırasında hiç su içmezdim. Genelde antrenman arası ve sonrasında bunu yapardım. Antrenmanlarımız ağır geçtiği için bedenimiz oldukça baskı altında kalırdı ve ben antrenman ortalarında başımda ve gözlerimde bitkinlik hissederdim. Ne zaman antrenman içinde sıklıkla su kullanmaya başladım ondan sonra bu bitkinliğin azaldığını fark ettim. Tavsiyem odur ki, bir yandan bedenimizi çalıştırırken, bir yandan da ona ihtiyacı olduğu yakıtı vermeyi ihmal etmeyelim. Sağlıklı sporlar…

Sporda Bireysellik ve Takım Olma

Müzik ruhun gıdası olduğu gibi, spor da bedenin gıdası konumundadır. Onunla beden çeviklik ve dinçlik kazanır, sağlıklı ve ağrılardan uzak bir niteliğe bürünür. Bu haliyle fiziksel bir faydası olan spor eyleminin, başka bir yönüyle manevi faydalarından da bahsedilir. Özgüven gelişimi, paylaşmayı öğrenme gibi nitelikleri örnek olarak gösterebiliriz.

Dünya genelinde oldukça fazla sayıda spor dalı bulunmaktadır. Bunlardan bazıları kişinin kendi başına mücadele verdiği bireysel sporlar, diğerleri ise birden çok kişinin beraberce mücadele ettikleri takım sporları olarak adlandırılırlar.

Kişiliğin gelişiminde önemli etkisine değinilen sporun, bireysel veya takım halinde yapılması arasında bu yönüyle farklar olabileceği bilinmektedir. Kişinin paylaşma, birlikte hareket etme gibi değerleri kazanması için bireysel sporlar yerine takım sporlarını yapması gerektiğine vurgu yapılabilmektedir. Çünkü takım içerisinde oynayan birey, yaptığı mücadelede başarıyı yakalayabilmesi için takım arkadaşlarıyla ortak hareket etmesi gerekmektedir. Böylece bencilce bir anlayış yerine birliktelilik anlayışını benimseyebilmektedir. Bundan dolayı bireysel sporlar yerine takım sporlarının tercih edilmesi önerilir.

Varsayımsal olarak yukarıdaki görüşe destek verebiliriz. Bizce de görünürde takım halinde yapılan sporlar kişiye paylaşmayı ve birlikte hareket etmeyi öğretebilir. Fakat işe bireysel sporlar açısından bakmak gerekirse, bunun da kendisine göre faydaları olabileceğini ifade etmemiz gerekir. Şöyle ki, bireysel sporlar kişinin kendisiyle mücadele etmesine ve bir bakıma en büyük rakibinin kendisi olmasına olanak verir. Bu açıdan, bireysel olarak yapılan sporlarda, kendisiyle mücadele edecek olan bireyin, hayattaki zorluklar karşısında gerektiğinde tek başına direnebileceği ve tek başına bunların üstesinden gelebileceği bir kişilik yapısına sahip olabileceğini söyleyebiliriz. Fakat bu durum bireye bencilliği aşılar mı, aşılarsa ne kadar aşılar onu bilemeyiz. Yine de şunu söyleyebiliriz ki, kişi, antrenmanlarda spor arkadaşlarıyla beraber çalıştığı için takım ruhunu elde edebilecektir. Bu durumda bir yandan kendi içinde mücadele verirken bir yandan da etrafında aynı mücadeleyi beraber verdikleri ve gerektiğinde birbirlerine destek olan arkadaşları bulunacaktır.

Sporcu Ahlaklı mıdır?

İnsan bedeni kasları zorlayacak şekilde herhangi bir işle uğraştığında genel olarak spor yapılmış olur diyebiliriz. Bir oduncu, bir hamal, bir çiftçi bu duruma girer. Bunların dışında özel olarak bedenin çalıştırıldığı, kimilerin sağlık açısından, kimilerin amatör şekilde, kimilerin ise bir meslek olarak sürdürdüğü çeşitli spor dalları bulunmaktadır. Futbol, basketbol, vücut geliştirme, karate, boks, jimnastik bunlardan sadece bir kaçı… Bütün bu spor dalları kişiye zihnen ve bedenen farklı şekillerde fazlaca yararlar sağlar.

Şimdi şöyle bir soru sormak gerekir: “Her birinin belirli bir tarzı ve amacı olan, her birinin diğerlerinden farklı kas ve eklemleri daha fazla çalıştırdığı bu spor dalları, genel olarak sporcunun ahlâkına olumlu katkı sağlar mı?”

Bu soruyu sorma ihtiyacımızın sebebi, futbol başta olmak üzere, özellikle birçok mücadele spor dallarında meydana gelen şiddet durumları ile sporun insan ahlâkını olumlu yönde etkilediği yönündeki genel kabuldür. Bir yanda şiddet bir yanda da ahlâkla ilişkilendirilen sporun aynı yerde olması acaba bir çelişki ortaya çıkarmaz mı? Yoksa aslında sporun insana ahlâki değerleri kazandırmasına rağmen, bazı güçlü dış etkenler sebebiyle şiddet kaçınılmaz bir hâle mi gelmektedir? Bunun dışında bir sporcunun sigara ve alkol gibi sağlığa zararlı şeyler kullanması samimiyetsiz bir sporcu kişiliği sergilemez mi?

Bu konuyu işlerken öncelikle ahlâkın özelliğini bilmemiz gerekir. Bir bakış açısıyla ahlâkı, öncelikle, bireyin dışında beliren davranışları olmak üzere, içindeki duygu ve düşüncelerinin, başta insanlar olmak üzere, hayvan ve diğer doğa âlemine karşı fayda eğilimli olması olarak açıklayabiliriz. Kısaca, dürüst olmak, çevreyi kirletmemek, yardımsever olmak gibi şeyler insana ve doğaya fayda sağlar, dolayısıyla ahlâk meydana gelir.

Ahlâk dediğimiz olgu nasıl kazanılır?

Ahlâkı doğuştan gelenler ile sonradan kazanılan/değiştirilen kişilik özellikleri olarak ikiye ayırabiliriz. İkinciye giren ahlâk türü, başta aile içi olmak üzere kişiye gösterilen örneklik ve aldığı eğitim ile sağlanır.

Peki, spor ile ahlâk arasında doğrudan bir bağ var mıdır?

Bu hususta iki ayırım yapmak gerekir. Birincisi, sporun yapıldığı şartlar; ikincisi ise yapılan sporun kendisidir. Birincisine; çalıştırıcı-sporcu ilişkisi, maddi menfaat, mücadele alanı gibi sporcuyu bir yönüyle etkileyebilecek hususlar örnek olarak gösterilebilir. Eğer çalıştırıcı, sporcusunu sadece hırsa, mutlak galibiyete, maddiyata teşvik ediyorsa burada ahlâklı bir kişilikten bahsedemeyiz. Dolayısıyla birinci maddemiz sporcu ahlâkını açıkça etkileyebilir. İkincisi olan sporun kendisiyle, birbirinden farklı olan spor dallarını kastediyoruz. Örneğin, bir futbol sporuyla bir karate sporu arasında kişiyi ahlakça etkileme yönünden fark olabilir mi veya her ikisinin de herhangi bir etkisi olabilir mi? Bu soruya cevap vermek oldukça zordur. Fakat bazı örnekler verilebilir. Mesela bir tenis, bir golf veya bir voleybol karşılaşmasında küfürleşme veya kavgayı görmek pek mümkün olmayabilir. Fakat bir futbol veya basketbol karşılaşmasında bunları sıklıkla görebiliriz. Burada sebep, sporun çeşidinde mi yoksa sporun yapılma şartlarında mıdır? Dikkat edilirse birinci olarak verdiğimiz
spor çeşitlerinde rakipler bedenen temas halinde değilken, ikincilerde ise tam tersi olarak bedenler sürekli temas ve hızlı bir mücadele halindedirler. Bu durumda, spora göre şiddetin varlığı-yokluğu meydana gelmektedir. Fakat bunun sebebi sporun doğrudan kendisi değil, onun yapılma şartlarıdır. Yani ahlakî kuralları ihlâl etmeye zorlayan şartların sürekli meydana gelip gelmemesi sporcuyu kişilik yönünden etkileyecektir. Dolayısıyla, maddi menfaat, hırs, sürat gibi birçok hâl buna sebebiyet verecektir.

Sonuç olarak söyleyebiliriz ki, spor ve ahlâk arasında bizce doğrudan bir bağlantı yoktur ve bizce, “sporcu ahlâklıdır” düşüncesi yerine “ahlâklı sporcu vardır” düşüncesi daha doğrudur. Kişi ahlâklı olmadığı sürece yaptığı sporun etkisi yoktur. Eğer ahlâklı bir kişi spor yaparsa onun ahlâkına olumlu etki yapabileceğine de inanıyoruz. Bu hususta en önemli şey, yukarıda da değindiğimiz gibi sporun yapılma şartlarıdır ve sporcuya yüklenen değerlerdir. Bir takım ahlâkî değerleri ve felsefesi olan özellikle uzakdoğu dövüş sanatlarında olumlu yönde bu şartları görebiliriz. Tabi uygun şekilde eğitim yerine geitirilirse…